Cemil Kavukçu- Örümcek Kapanı

 

Cemil Kavukçu günümüzün önemli öykücülerinden. Öykücü denince insan bir durup düşünüyor. Çehov ve Sait Faik'ten başka öykücü var mıydı ki? Bin kitaptaki en beğenilen ya da en popüler öykü kitaplarına baktığımızda, direkt öykücü diyebileceğimiz bir yazar göremiyoruz (Zweig belki, ama o da gazeteci aslında) Hemen hepsi çeşitli türlerde eserler veren yazarların hikayeleri. Peki var mı gerçekten öykücü diye bir şey?

Burada Örümcek Kapanı'na dönelim isterseniz. Cemil Kavukçu'nun öykü hakkında yazdığı anı, anlatı ve denemelerinden oluşuyor kitap. Anı, anlatı diyorum ama yazıların hemen hepsi öykü ve öykücülük hakkında. Kendisini öykü yazmaya nelerin ittiğini, nasıl öykü yazdığını, ilham ya da öykü konusunun nasıl gelip onu bulduğunu, kendi öyküleri ve kendisini etkileyen öyküleri, yazma sıkıntısını, yazmayı bırakmayı, hayattan hikayelerin öykü olup olamayacağını ya da nasıl olduğunu daha bir çok şeyi anlatıyor Kavukçu bu kitabında hayatından film kareleri sunarken. Hikayelerdeki o yalın keyifli dil olunca okuduğunuz, sıkılmıyorsunuz hiç.

Öyküleri, daha doğrusu öykü olacak hikayeleri kediye benzetiyor Cemil Kavukçu, biz istediğimizde değil kendisi istediğinde yanııza geliyor öykü – geldiğinde ise kaçmadan sıcağı sıcağına yazıya dökmek, başlayıp bitirmek gerekiyor, bu kadar kaprisli öykü.

Başka bir yazıda, eserin ortaya çıkış yolculuğunu anlatıyor mesela. Döllenme ile başlıyor her şey, o kedinin gelmesi , ya da örümceğin yakalanmasıyla daha sonra zorlu hamilelik süreci geliyor. Bazen iki üç saat, bazen yıllar, bazen ölü doğum. Ama sonunda doğum geliyor ve eser dişil yazardan (her yazar dişil Kavukçu'ya göre) çıkıp gidiyor. Bir parça huzur ama daha çok boşluk ve hüzün var yazarda.

Kitabın sonlarına doğru farklı yazarların öykülerine giriyor Cemil Kavukçu; Alice Munro, Hemingway,Joyce, Gide, Tabucchi, Salinger ve Cortazar'ı bir de onun değerlendirmeleri ile görüyoruz. Muzaffer Hacıhasanoğlu, Fadime Uslu ve İranlı Rıza Baba Mukaddem'in öykülerini tanıyoruz.

Türk öykücülüğünün önemli bir ismi Cemil Kavukçu ve bu kitap da öykü sanatı üzerine yazılmış en güzel kitaplardan biri bence -fazla okumadığım için de böyle düşünüyor olabilirim tabii. Ama öykü yazmak , hatta okumak isteyen insanların faydalanacağı çok şey var kitapta.

Baştaki soruya gelirsek , evet – öyküyü roman yazmak için ilk adım görmeyen insanlar da var ülkemizde bolca ve emin olun öykülerini okuyunca, bunların sadece tadımlık lezzetler olmadıklarını anlayacak ve belki bir romanın vereceği hazzın kat be kat fazlasını alacaksınız. İyi okumalar şimdiden.

Yorumlar