Hasan Ali Toptaş - Bin Hüzünlü Haz


 



Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş'ın okuduğum ilk kitabı. Daha kitabın adını görünce, farklı bir şey okuyacağınızı anlıyorsunuz. Okumaya başlayınca da ben nasıl bir dünyanın içine düştüm diye umarsızca bakıyorsunuz etrafınıza. Betimlemeler, kelime oyunları, başlangıçlar, bitemeyişler, işte her şey çevrenizi sarıyor. Bir bataklık gibi gömülüyorsunuz kitabın içine. Kurtulmak istemiyorsunuz ama, zevk alıyorsunuz bu zorlu arayıştan, Stockholm sendromu sanki. Bu kısa ama farklı yolculuk bitince de üzülmüyorsunuz, tatmin oluyorsunuz tam manasıyla. Kitabı bitirebilmekten değil bu tatmin olma duygusu, kitabı yaşamaktan. Hani "Hedef değil, yolculuk önemlidir " diye bir söz var ya, tam bu kitap için söylenmiş sanki. Bir belirsizlik içinde sonuna kadar gidiyorsunuz ve bu gidişi seviyorsunuz. Buraya kadar yazdıklarımdan bu kitabın farklı bir kitap olduğunu anlamışsınızdır sanırım. Sıkılanlar, saçma bulanlar, yarım bırakanlar çıkabilir elbette, ama ben seviyorum farklı olanları. Ve evet, bana göre farklı olan her şey güzel:) Kanımca bu kitap iki farklı şekilde okunabilir. Ya kendimizi kitabın sularına bırakıp, onun ahengiyle sonuna kadar gideceksiniz, ya da cümleleri- ki çoğunlukla nerede başlayıp nerede bittiği belli olmuyor-tek tek defalarca okuyup kitabın içine girmeye çalışacaksınız. Birisi doğru diğeri yanlıştır diyemem, sonuçta iki şekilde de kitapdan zevk almak mümkün. Ama bence Hasan Ali Toptaş, benim okuduğum gibi, yani bir nehir gibi yazmış bu kitabı. Başlamış ve bitirmiş, içindeki binlerce kelime, cümle betimleme ve bin hüzünlü haz ile. Başka türlü olmaz, yani yazılamaz bu kitap gibi geliyor. Neyse, "Hasan Ali Toptaş ve Diğer Güzel Kitapları Okuma Etkinliği"nde de geçtiği gibi gerçekten güzel bir kitap bu. Okuyun, okutun :)

Yorumlar