Sevgili günlük -1


Sevgili Günlük

Bugün şantiyede başıma değişik bir şey geldi. Şu bana kıl olan kel ustabaşı var ya, bir şey yapamıyor bana tabi. Sırf o yüzden gözümün önünde kırbaçlıyor hep çalışanları. Adam herhalde önemsiyorum sanıyor. Geçen gün bir tane kadını kırbaçlarken, kadının eteği biraz açıldı. Tabi gözlerimi hemen oraya diktim ben de. Çok ahlaksız bu yahudiler, altlarına bir şey giymiyorlar. Kel ustabaşı dikkatle baktığımı görünce gaza geldi, daha da artırdı kırbacın şiddetini. Kadın da bakıyordu bana. Bakacak tabi yakışıklı adamım, saç var bir kere hayvan gibi. Abim gibi erkenden dökmedik. Neyse bir şey yapmam gerekiyordu. Gittim elini tuttum manyağın. "Sen karışma, senin hükmün burada geçmez" dedi. Vayy, bak bak. "Ulan allahın keli, sen benim kim olduğumu biliyor musun dedim. Sürdürürüm seni allahıma, kitabıma. Gidersin Nubyalılarla savaşırsın iki yıl boyunca" dedim. "İstesem astırır babam seni" dedim. Tırstı tabi. "Abim de kel ama o adam en azından " dedim . "Hadi ikile" diye de ekledim. Pis pis baka baka uzaklaştı. Kadına döndüm, "Yüz vermemek gerek bunlara bu kadar çok" dedim, "Siz nerede oturuyorsunuz, İsterseniz evinize kadar eşlik edeyim size". Kapatmış eteğini kevaşe. Anlamadığım bir şeyler söyledi. Siz de ne biçim milletsiniz kardeşim. Çalışmaya geliyorsunuz buraya, dilini bile bilmiyorsunuz daha. Neyse, fazla güzel de değildi zaten. Çıktım dışarı. Yalnız, yürürken değişik bir şeyler hissettim, etraftaki insanlar bana daha bir değişik bakıyorlardı galiba. Saygılı gibi hatta abimle dolaşırken baktıkları gibi, ama sanki o korku yoktu gözlerinde. Ulan ünlü mü oldum dedim kendi kendime. Şu büyük oğul davası olmasa, seçimle ya da plesibite olsa ben bile geçebilirdim babamın yerine (Böyle yunanca kelimeler söyleyince daha artistik oluyor be günlük, arada bir iki karı götürebilirim gibi geliyor bu yolla). Tabi bir iki bağlantı çekmek lazım . Bu devirde rüşvetsiz yürümüyor hiç bir iş. Abim de ukala, sözde firavun olunca böyle yolsuzluklar olmayacakmış. Sen o kabak kafanla biraz zor bitirirsin çürümüşlüğü. Böyle gelmiş, böyle gider. Dur bakayım dedim, mısırca bilen var mı acaba bu insan müsvettelerinin arasında. " Ey yahudiler" dedim. İçlerinde en yaşlısı gibi görünen adam "Buyur, evladım" dedi. Sen kimsin bana evladım diyorsun ya. Neyse. Kuş uçuyor mu dede demeyi bile aklıma getirdim. Ama bir saygınlığım vardı, öyle hemen sululaşamazdım.  "Evladım değil, Musa Bey diyeceksin amca" dedim. "Var mı sıkıntınız, ihtiyacınız" dedim. Ulan demez olaydım. Her ağızdan elli bin değişik şey çıkmaya başladı. Bunlar da hiç çekilir millet değil de işte arada dört beş tane güzel kız var. Onlar da bi ihtişamla bakıyorlar bana. Arada götürürüm belki. Susturdum hepsini. "Biliyorum" dedim . "Abimle konuşacağım sizin için . Ben yahudilerin koruyucusuyum. Bu böyle biline." Neyse işte bugün de kendim için bir misyon buldum. Şantiyede zaman başka türlü geçmiyor zaten. Ulan babam da nasıl keyfine düşkün, mezar yaptırıyor, kaç bin kişi çalışıyor. Ben de sözde meslek öğrenecekmişim. Şu Ramses yumurtasını devirmenin bir yolunu bulmam lazım. Ben eşşşek gibi sürtüyorum buralarda. Hayır esmiyo da mına koyim. Elimi kaldırsam sırılsıklam oluyorum. O nerede, firavun olacakların ihtiyacı yok mu böyle kaportacı çırağı gibi takılmaya. Şu kız da taş gibiymiş. Bi deneyeyim şansımı. "Merhabalar sevgili bayan yahudi, biraz önceki ayarımı gördünüz mü usta başına?" Yine anlamadılar. Ya siz bu kafayla hiç bir şey olamazsınız. Zaten niye geldiniz ki Mısıra. Sizin yüzünüzden binlerce mısırlı işsiz geziyor. Bütün mısırları siz yiyorsunuz. (Espri yaptım sevgili günlük, anlamışsındır umarım. Gergin ortamı biraz neşelendirmek istedim.) İşte her şeye rağmen kızın omzuna elimi atınca pis pis baktı. Sanki abim gelse vermeyecek yollu. Adam olmaz bunlar, hep kellere hastalar. Neyse dedim, "Bugünkü mesaim bitti. Gitmem gerek, siz de dikkat edin kendinize. Yüz vermeyin fazla şu kel ustabaşına" Tam uzaklaşırken bağırmaya başladılar. "Musa, Musa" diye. Bir parça tırstım, şimdi abimin kulağına giderse kıllanır diye, ama insanın içi de hoş oluyor biraz böyle herkes senin ismini çığırınca. Ben de başladım onlarla "Musa, Musa " diye. Bu arada biraz önce posta koyan kıza bakıp nispet yapıyorum. Kız hatasını anlayıp başını öne eğdi. Yarın götürürüm bunu ben. Neyse el salladım hepsine. Saraya döndüm akşam. Konuşmadım Ramses'le de. Konuştum derim ortamlarda, kim bilecek. Salak bu yahudiler sonuçta, ben bunları çöle atlı götürür atsız getiririm. Ya, hiç esmiyor buralar, firavun naibi ben olsaydım dört tane yellendiricim olacaktı. Bir tane düştü bana, o da cüce mk. Kaldıramıyor bile yelpazeyi. Sevmiyor babam beni herhalde. Dur bakiym, bu yahudilerle belki bir şekilde yolumu bulabilirim. Hadi günlük , ben yemeğe iniyorum, mısır varmış yine (Yine esprik yaptım günlüğüm iki gözüm). Dışımdan dua ederken içimden küfredeceğim babama. Çok komik oluyor. Görüşürüz, kib, öptüm.


Yorumlar