Bilinmeyen Bir Şey- Bölüm 25

 GÜNÜMÜZ


    Dün isim verdim yeni yaşayacağım hayata, herkesin yapması gerek bence. Selçuk olacak bundan sonra ismi. Neden öyle bilmiyorum , sadece vermek istedim, Selçuklularla ilgisi yok. En azından Büyük Selçuklularla, Anadolu belki. Oldum olası severim Anadoluyu, üstünde yaşayanlardan bağımsız olarak. Doğusu batısı kuzeyi,ortası ve güneyi bu kadar farklı insanlardan oluşan başka bir kara parçası bulmak kolay olmasa gerek dünyada. Aslında herkes gizli gizli kendisinin diğerlerinden, diğer tarafta yaşayanlardan üstün olduğunu düşünüyor bu yarımadada. Ama güzeldir sonuçta anadolu ve insanı demek isterdim belki ama diyemeyeceğim. Ben de bağrından koptuğu söylenen biri de olsam, insanlarının gün geçtikçe kötüye gittiğini gözlemliyorum elbette. Üzülüyormuyum, sanmıyorum. Belki de eskiden beri böyleydi. Bizim kendimizi inandırdığımız , o ders kitabında yazılı özelliklerin hepsi küçük pohpohlanma hareketleriydi belki. Sonuçta misafirperverliği ile ön plana çıkan bir yerdeki yüksek tecavüz oranı, normal bir ülkede sadece oksimoron bulmaya çalışan işsiz güçsüz takımının sorunudur gibi geliyor. Umarım Selçukta böyle bir şeyle karşılaşmayacağım. Orda hiçbir yön diğerine üstünlük sağlamaya ya da kandırmaya çalışmayacak. Şark kurnaz olmayacak orada, güney tembel, batı snop, kuzey üçkağıtçı olmayacak. İç kesim snop nedir bilecek. Dünyayı güzellik kurtarmayacak, belki herkes çirkin olacak ama bunu göstermek için şimdiki gibi var güçleriyle savaşmayacaklar. Bu benim yeni hayatım sonuçta, isteyen herkes kendi hayatını yaşayabilir bu dünyada. Herkes kiminle olmak istediğine karar verebilir, benim gibi kararsız olanlar ise çeşitli jokerler ile kararı bir üst akıla bırakabilir. Selçuk benim yerine verebilir kararı. Bu zamana kadar ben verdiğimi sanıyordum da ne oluyordu. Hiç bir kararım başarılı bir şey getirdi mi bana. Başarının kriterleri konusuna hiç girmeyeceğim. Her şeyin on dakikalık periyotlarla değişebilirdi bu coğrafyada, yukarda bahsettiğim coğrafyada daha doğrusu, başarılı olmak sadece mutlu olmakla ölçülebilir mi bilmiyorum doğrusu. Bir saat önce mutluyken deli gibi, şu anda kederinden ağlayan insanlar tanıyorum ben. Nasıl çizebiliyorsak resmini mutluluğun, eskinin kara yeninin akıllı tahtalarına, silmesini de biliriz biz başkalarının çizdiklerini. Çünkü biz aslında kendi mutluluğumuzu hiç istemeyen bir canlı türüyüz, tek istediğimiz başkalarının mutsuzluğu. Kendimiz aç,yorgun,sefil kalalım , hatta bizi kimse sevmesin. Kendimizden kötü birisini gördüğümüz sürece önemli değil hiç. Selçuk bunları savunabilr mi? Selçuk buralarda yaşamıyor gibi. Zaten bu yeni dünyanın neden burda olduğunu hiç çözememiştim ben baştan beri. Belki de Selçuk yerine Cellman demeliydim hayatıma, daha avrupai . Yok ama, bir kere karar verdikten sonra dönüşü yok, Yeni Selçuklu Hayatı adı vereceğim, Ben Gordon Bey olacağım, S Hatun , Nihan Hatun , Daha nice hatunlar, haremimde yer alacaklar. Ben seçmek zorunda kalacağım birisini her gün. Çok kararsızım ben. Seçemeyeceğim gece yarısına kadar elbette. Ve saaatler tam 12'yi vurduğunda ben seçeceğim. Her gece aynı hatunu seçeceğim. Herkes heyecanlanacak 1159'da. Ama ben hep O'nu seçeceğim. O beni istemeyecek belki bir gece , iki gece, 1001 gece. Ama ben onu seçeceğim. Sonsuza kadar seçmem gerekse bile , eğer sonsuz diye bir şey olacaksa bu yeni dünyada, ben yine onu seçeceğim. Bu ülkede doğmasına rağmen, burası hakkındaki tüm önyargılarıma rağmen onu seçeceğim. Zaten burayı sevmemin tek sebebi o şu anda, bu yeni hayatı, selçuğu istememin tek sebebi.

Yorumlar