Bilinmeyen Bir Şey - Bölüm 21





GÜNÜMÜZ

     Sabahları düşünebildiğim tek şey sen olmadan önce bir hayatım verdı benim. Ezik büzük, parçalı bulutlu- rüzgarda ters dönmüş şemsiye misali ama normalimsi bir hayat en azından. Ella ella deyip dolaşmıyordum sokaklarda şemsiyesiz. Şemsiyelerle büyümedim ben evet. Bir şemsiyem olduğunda çok da yaşlı değildim ama. Sokakta esvapları bile olmayan kemalettin tuğcu çocukları dolaşırken ben elimde şemsiyemle, esvap kelimesinin anlamını bilmenin de verdiği gururla, suların üstünde zıplaya zıplaya koşardım hep. İlk şemsiyem ne renkti hatırlamıyorum hiç. Zaten benim hiç şemsiyem oldu mu onu da hatırlamıyorum aslında. Hiçbir şeyi hatırlamıyorum senden sonra, senden önce olan. Ne zaman girdin hayatıma- ne zaman yanlışlık yaptığını farkedip çıkacaksın onları da hatırlamıyorum. Hatırlamanın geniş kapsamda fazla abartıldığına inananlardanım. Alzheimer'in korkutucu olması olanlar için mi - yoksa etrafındakiler için mi bu tartışmaya hiç de girmek istemiyorum. Neyse nasıl olsa hiçbirşey hatırlamadığım içn salı günüydü diye başlamak istiyorum hayatımın ilk bahsedilmeye değer gününe. Salı olağan bir gün gibi başlamıştı belki- sonra o oldu- ben de bittim. İşte hayatımın en güzel günü böyleydi, her insanın olmasını isteyeceği gibi.O gün bitince ben- diğerleri başladı- diğer versiyonlarım benim, ve hep devam ettiler. Sanki salı bitmiş gibi sürekli şekil değiştiriyorlardı. Bazen hayalet oluyorlardı demi moore'un arkasında, bazen jan dark oluyorlardı, erkek olmayı başaramamış, bazen de motosikletli süvari oluyorlardı yüzü alev saçan. Hiç kaçamadım onlardan. Bitmiştim ben çünkü.Bitmeme az kaldığını söyleyenler de yok değildi onların arasında. Ben inanmıyordum ama. O öyleyse ben de bitmiş olmalıydım. Anlaşılır olmaya gayret göstermenin gereği yoktu hiç. Beyhude diye bağırıyordu sanki kulağımın dibinde, tüm yansımalarım - true love waits diyordu hep. Ama onlar- hayalet, jan dark, motosikletli süvari ve hatta gonzo beklemiyordu hiç. Hayata o kadar sıkı bağlanmışlardı ki yerlerinden bir tek sen sökebiliyordun onları. Ben de denemek istemiştim bir gün hatırlıyor musun. Hatırlamazsın ama- sen yoktun ki o zaman .Hatırlamayı fazla abartıyorlar işte. Etraftaki onca adama rağmen ben ben olmayı başarmıştım ama. Saçma şeyler saçma tohumlardan doğar demişti en sevdiğim aile bahçıvanımız. Ve bana 3 tane tohum vermişti saçma doğumlarım için. İlk önce seni doğurdum sonra kendimi. Her zaman öncem sendin çünkü. Saçmayken bile de. Son tohuma gerek olmaz diye arkana attım - işte diğer yansımalar- ya da yanılsamalar öyle doğdu. Bu daha sonra adem ve havva diye lanse edildi toplumlar tarafımdan pluton günlüklerinde. ama değil, sadece sen ve ben vardık. Sadece deniz bi de, sadece gökyüzü bi de , bi de sadece senin çok yanılsama güruhun. Böyle olduk hep ikimiz. İkimiz var mıydı, yok mu yada anlaşılabilir mi, ben de bilmiyorum,Ben böyle şeyleri anlayan birisi değilim ki. Annem şey demişti bana, sen anlamayacaksın hiç bir şeyi sadece anlatacaksın anlaşılmayan şeyleri anlayışsız insanlara. Onu da anlamamıştım zaten. Şimdi onu da unuttum . Evet insanlar hatırlamaya çok fazla paha biçiyorlar. Değil oysa, bir şeyi hatırlamak için unutmak gerek onları. Ben seni unutamadım oysa. Şu an herşey farklı olsa ve ben farklı bir insanı beklesem de hep sen olacaksın benim için. Sana yer var mı bilmiyorum, yüce güçler hep yanlış eşleşme yapar onu biliyorum ama. Umarım bir gün ikimizin yanlış eşlemesini yapan o güçle tanışırım ve alt ederim onu. O zaman şu ana kadar ördüğüm tüm duvarlar yıkılır ve sen gelirsin o boşluktan. Bugün gelecek biliyorum, en azından ümidim var.

Yorumlar