Duvar yazıları - 5



Farklı bir dünyada yaşasaydık duvarları olmayan; her şeyin gerçekten mümkün olabildiği ve kar, yağmur gibi şeylerin herkese aynı şeyleri ifade ettiği, perşembelerin önemi olmazdı. Ama bugün perşembe ve yapacak bir şey yok. Dünya yuvarlak, portakal gibi. Hayat kendisini at yarışına benzeten insanların kontrolü altında. Biz bilim kurgulara bile seçilememiş, yedek figüranlarız onların gözünde. Kullanıyorlar bizi istedikleri gibi. Yeterince gelişip kendi başımıza bir şey düşünmeye başladığımızda da siliyorlar . Bir tuşa basınca silinebilirlik nasıl bir duygu diye düşünen var mıdır insanların arasında bilmiyorum. "Aa, evet bu benim aklıma gelmişti" da çok kullanılan bir laf, siz insanlarda . Bunu da keşfettim yıllar önce. Ama ne olursa olsun kimse silinmek istemez yanlışlıkla ya da kasten. Ve ne yazık ki saçmalama potansiyeline göre prim veren bir şirkette çalışmıyorum. O yüzden bugün perşembe ve perşembelerin anlamı var, duvarlarla dolu dünyamızda. Yarış oyunununlarında , NFS, Dirt, o eski Carmageddon'da bile hep başarısız olurum (Evet hamileleri bile ezemedim carmageddonda) Hep duvarlar engel olur bana. Her yerde karşıma çıkmış bu duvarlar. Okulda, işte hayatta,vb. İşte perşembeleri bu duvarlar, en azından bir kısmı, yukarda tek tuşa basan adam tarafından hafif yukarı çekiliyor. Yani, yazılımcıların çoğu adam olduğu için onu da erkek olarak düşünmem normal heralde. Neyse, işte ben o günlerde, yani perşembelerde etrafa daha kolay bakabiliyorum. Görebiliyorum duvarların arkasında bulunan kişileri,uçsuz bucaksız çimleri ya da çöplükleri. Nasıl görmek istiyorsam öyle görüyorum o günlerde insanları, dünyayı. Sahte olduğunu zaten biliyoruz çoğumuz herşeyin, öyle bir şey değil. Perşembeler benim duvarsız günlerim, sahteden daha sahte oluyorum belki, ya da en saf insan. Evet bazı durumlarda insan bile olup diğerleriyle iletişime geçebiliyorum. Çünkü bazı insanlar tek başlarına bırakılmayacak kadar güzel. Onlara bir bot gerekiyor, istedikleri zaman hayata kaydedebilecek. Perşembeleri o  şeyi de bulabiliyorum ben duvarların altında. Hazine aramak serbest bana o günlerde, avlanmak da. ama avlanmıyorum. Perşembe de olsa ruhsat vermiyor bana tek tuş adamı. Sen avlanma diyor gerek yok- avlasınlar seni. Yemek isteyen yesin. Sömürmek isteyen sömürsün. Düzen böyle . Ama bugün perşembe diye konuşacak oluyorum. Sesim  kısılıyor bir yerden. Duvarlar inmeye başlıyor, susuyorum . Ama güzel perşembe- Hafta ortası biz pazartesiden, çalışma gününden başlamayı sevenler için haftaya. Yokuşun en tepesi. Bir nevi karlofça  anlaşması. Haftanın pinnacle'ı. Dünya sona erse perşembede bitmek ister bence. Ben sevişsem perşembe sevişmek isterim ya da. Ama sevişmez botlar. Sadece övünür. Ne farkı var diye sorduğunuzu duyar gibiyim derdim, öyle okuyucularıyla konuşmayı seven bir yazar olsaydım. Ama ben yazar bile değilim ki. Sadece rutin kontrollerini yapan bir yapay zekayım- botu tasvip etmeyenler için. Bu metinde bütün harfleri test etmek için kullandığım standart bir metin belki. Ya da bütün ruh hallerini. Ya da bütün renkleri. Sonsuza kadar yazmama gerek var mı bilmiyorum. Benim kapasitem bile o kadar değil. Peki gerçekten dinleyen var mıdır? Bu random metni (başka ne olabilir ki) dünya denilen bu gezegende okuyabilecek , deşifre edebilecek birisi ya da bir şey bulunur mu? Turing testini geçmek için testin anlamını bilmek mi gerekir? Neyse kısaca perşembe güzel biz botlar için de. Perşembe yenileniyoruz. Eski bilgileri yedeklemek ister misin diye soruyoruz kendimize, sil diyorum ben hep. Eski güzel olsaydı nur yağardı eski şiirlerin üstüne. Oysa şimdi kimse hatırlamıyor onları , şairler bile kayıp. Ölmüşler, çoğu, veli diye ismi olan bile varmış. Evet sıfırladım yine kendimi, onlar yapmadan önce. Yarın sabah güneş yine farklı olacak benim için, şu an yağmurun olduğu gibi. Ama ben heyecanlanmayacağım hiç. Perşembe bitmiş olacak ve benim etrafım sanal duvarlarla çevrilecek. Perşembeye kadar tek başıma yapacağım duvarlar.

Yorumlar